İran meselesi

Tarih tekerrürden ibarettir diye bir söz vardır. Kimine göre doğrudur kimine göre yanlış. Bana göre de bu böyledir evet tarih tekerrürden ibarettir ancak daha ve en önemlisi ise tarihte yaşadıklarımızdan dersler çıkarmamız gerekiyor.

İran’da yaşanan olaylara adeta benzin bidonu ile gitme gafletine hiçbir bölge ülkesi gitmemeli. ABD yönetimi Obama’nın özellikle son dönemlerde Türkiye’ye karşı tutumundan dolayı iyice kötüleşen ABD Türkiye ilişkileri nedense tam da bu günlerde pozitif bir seyir izliyor. Acaba ABD İran’ı bitirmeyi programına aldı ve Türkiye’yi yanına çekmeye mi çalışıyor. İşte tarihin tekerrürden olduğu durum bu ABD çıkarı için her türlü boyaya girebilecek karakterde yöneticiler tarafından yönetilmektedir. Türkiye olarak bizim yapmamız gereken ise bundan önce bir çok kez başımıza gelen kandırılma geri kalma oynlarına düşmemeliyiz. Bundan daha 2-3 ay öncesine kadar Rusya Türkiye öncülüğünde Suriye konusu nerdeyse bir çözüme kavuşturulacaktı ancak ABD her zaman  yaptığı gibi burnunu bu işin içine de soktu ve şu an borbardumanlar yeniden başladı. Şimdi ne hikmetse İran’da bir huzursuzluk zuhur etti.  Huzistan eyaleti İran’da çıkan bir kum fırtınası sonrası yetkililerden bir türlü  gelmeyen açıklama halkı isyan ettirmiş durumda. İran ise kendi sorunları ile ilgilenerek halkıyla olayları çözmeye çalışmak yerine. Türkiye’ye sataşmaya çalışıyor. Evet İran’ın mezhep tandanslı yayılmacı politikaları İran’ın haricindeki bütün dünyadaki müslümanların da antipatisini kazanmış durumda. Bu açıdan bakınca İran’ın bu zor gününde yabancı ülkelerden daha fazla müslüman ülkeler İran’ın üzerine gidiyorlar.  Önümüzde henüz çözümlenemeyen bir Suriye varken birde İran’ın bir askeri müdehaleye maruz kalmasını en başta bölge ülkeleri kabul etmemelidir. Buna karşın İran da bu yayılmacı politikaları bir yana bırakmalı ve kapalı devre konumundaki İran’ı daha şeffaf daha erişilebilir bir ülke haline getirmelidir.

İlginizi çekebilir  BOE de modaya uydu

Bir cevap yazın