Bu da söylenecek laf mıydı? Sayın Bakan.

Söylentilere göre 1960 lı yıllarda başlayan süreç aradan geçen 50 yıldan fazla bir süredir. Sonlanamadı. AB gerçekleşmeyecek bir hayal mi? Yoksa artık ayrılık vakti mi geldi?

Türkiye Cumhuriyeti Dış işleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Malta’da gerçekleşen Avrupa Birliği Gayriresmi Dış  İşleri Bakanları Toplantısından sonra “hatalarını anlamışlar” şeklinde bir açıklama yapmış. Ne konuda hatalarını anlamışlar acaba. Geri kabul anlaşmasında verdikleri sözlerini tutmadıklarını mı? Terör örgütü PKK lıları özellikle siyasi olarak meclislerine doldurarak Avrupa’da Türkiye Cumhuriyeti devletini diktatörlükle yönetilen bir ülke gibi gösterme yanlışlığını mı? Yada bunca verdiğimiz şehidimize rağmen utanmadan Türkiye Cumhuriyeti’nden terör konusunda taviz isteme yüzsüzlüğünden mi? Bu örnekleri çoğaltabiliriz tabiki ancak bakan Çavuşoğlu’nun “hatalarını anladılar” diyerek konuyu bu kadar basit bir şekilde hallettiğini düşünmesi. Neden biz AB’den  ( Avrupa Birliği ) vazgeçemiyoruz. Yada şöyle söyleyelim bu AB’nin rezaletlerini Türkiye örtbas etmek zorunda mı? Bütün siyasilerimiz ülkemizi bu AB ülkelerine adeta peşkeş çekmiş. Şimdi 20 yıldır ülkeyi tek başına yöneten iktidarın dış işleri bakanı konuyu hafife alıyor. Bana göre bakan Çavuşoğlu’nun sergilediği tavır son dönem AKP’nin ve dolayısı ile yetkililerinin de genel ruh halini gösteriyor. Bunu nerden mi söylüyorum. Son referandumda Türkiye geneli %51,4 bana göre sandığa gitmeyen %15 lik kesimden %5 i daha sandığa gitseydi HAYIR çıkardı. Şimdi bu iddayı sonucu kabullenemediğim için değil AKP li siyasetçilerin Türkiye’de her akıllarına geleni kolayca uygulayıp kolayca vazgeçebileceklerine kendilerini oldukça inandırmışlar. 2001 yılında başlayan bu süreç evet insanların değişime olan açlığından oldukça faydalanmıştır. AB’nin kriterleri Türkiye’nin geçirmiş olduğu bu değişim sürecinin önemli aşamalarından bir tanesidir. Ancak geldiğimiz noktada AB projesi de iflas etmiştir. AB gemisini ilk terkeden İngilizler oldu. AB bölünmeye mahkumdur. Almanya Yunanistan’ı parasıyla avucunun içinde tutmaya çalışıyor. Bu ne kadar sürebilir. Almanya bunu sürdürebilecek güçte görünüyor peki sonunda ne olacak? Belki 20 yıl sonra gerçekleşebilecek bir dünya savaşı planları için Yunanistan’ı kendisine bir üs yapma gayreti hem orta vadede hem uzun vadede Almanya’yı özellikle ekonomik anlamda sıkıntıya sokacaktır. AB daha adaletli bir dünya istiyorsa Türkiye ile gerçek ve samimi bir işbirliğine girmekten başka bir çaresi yoktur. Yıllardır yanında yer aldığı emperyal güçler ilk fırsatta kendisini yutacaktır. Türkiye’nin de içerisinde yer aldığı ortadoğu coğrafyasında işler bir türlü yoluna girmiyor zaten. Son olarak Rusya, İran ve Türkiye’nin insiyatifinde başlatılan Astana süreci ABD’nin olaya taş koyması ile tıkandı. Daha sonra malumunuz ABD’nin Suriye’deki Tomahawk şovu var. AB olan biten karşısında sessiz sedasız. Fransa ohal halinde İngiltere yeniden Britanya İmparatorluğu ateşini yakma çabasında. Yani bölge adeta ABD nin örtülü işgali altında ve bunu kimse  değiştiremiyor. Rusya’nın bölgede ortaya koyduğu varlık ABD yi son dönede oldukça rahatsız etti. Bölgedeki anormal durumu bölgenin şu an en güçlü iki ilkesi olarak duran İran ve Türkiye’nin samimi bir işbirliği ortaya koyarak değiştirmesi lazım. İran işine geldiğinde din üzerinden coğrafyadaki şiileri özellikle suudilere karşı kışkırtırken bir yandan da Pers siyaseti güderek Türklere karşı Ermenistan ve Rusya ile işbirliği içerisinde hareket ediyor. Hatta İran Suriye barış görüşmelerinin ASTANA’da olmasına dahi ilk etapta tepki göstermiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti böyle hassas bir bölgenin adeta yapı taşı çok kıymetli bir maden bu gerçekten de böyle emperyal olsun olmasın bütün güç odaklarına göre de böyle Türkiye’nin büyümesi ve bölgenin istikrar havzası haline gelmesi bütün düzenler için en doğru olanı. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yöneticilerinin de bu bilinçte olması lazım gelir hiç kimse bağlı bulunduğu siyasal iktidarına güvenerek sonsuz bir yetki ve özgürlük alanında olduğunu zannetmesin bunun böyle olmadığını Barzani’nin ülkemize geldiğinde açılan kürdistan bayrağının neden olduğu tepki oylarından görmek lazım. Bu siyaseti Tayyib Erdoğan istedi ise O da yanlış yapmıştır. Bunun da dillendirilebilmesi lazım ki devlet de devamlılık arz etsin.

İlginizi çekebilir  Sultanahmet bombalı salıdırısında yeni gelişme

Bir cevap yazın