AB, ABD batı dünyası ne istiyor?

Terör örgütleri üzerinden yürütülen vekalet savaşları, birbirinden prestijli kurumların devletler hakkında yayınladığı kaynağı belirsiz raporlar, sözde ileri demokrasi seviyesini yakalamış özgürlük ülkelerinin teröristleri himaye ederek sevicilerine tanıdıkları hakkı uluslararası hukuk önünde müttefik oldukları devletlerin vatandaşlarına tanımaması. Bütün bunlar ne anlama geliyor?

Aslında kısaca sormamız gerek soru şu idi AB Türkiye’den ne istiyor? ABD Türkiye’den ne istiyor? Gerek sosyal medya üzerinde, gerekse internet üzerinde  bu konu ile alakalı onlarca binlerce iddalar havada dolaşıyor. Kimine göre AB ve ABD ortadoğuki petrollere konmak için bölgede sürekli çatışma olmasını istiyor ve bu çatışma ortamında istediği gibi at koşturuyor kimi ise bölgeyi yeniden şekillendiren haritalar yayınlıyor. Bunların belki hepsi doğru belki bir kısmı belki de AB ve ABD nin batı dünyası bölgedeki emellerini adım adım gerçekleştirmeye çalışıyor. Bunlar gözlerimizin önünde gerçekleşirken doğu blokunda olan bizler ne yapıyoruz? En güzel yapabildiğimiz şey zannedersem batı dünyasını suçlamak. Öyle bir hastalık bulaştırmışlar ki doğu dünyasına hiçbir ülke birbirine güvenemiyor. Müslüman ülkeler arasındaki düzeysiz, seviyesiz ilişkinin bir numaralı nedeni olarak bana göre Arap dünyasının henüz tam olarak devlet kültürünü benimseyememiş olmamasıdır.

Doğu ülkeleri üzerindeki alışılagelmiş hakimiyetini kaybeden bir batı izliyoruz. Bu düşüş kendisini her alanda şiddeti giderek artan bir tonda hissettirerek devam ediyor. Türkiye açısından bakacak olursak bundan yıllar önce doğu coğrafyası adeta dünyanın karanlık yüzü batı ise ulaşmamız gereken bir zirve konumunda idi. Millet olarak bu his bu hedef bizim gönlümüzün derinliklerine kazınmıştı adeta hepimiz AB’ye ABD’ye hayrandık. Bosna Hersek’te Sırplar tarafından yapılan katliamların dahi bir nevi sorumlusu olan Avrupa ülkesi Hollanda’yı o dönem hiç kimse sorgulamamıştı işte buda AB nin dolayısı ile batının bizim ülkemizdeki hakimiyetini göstermesi açısından önemli bir örnektir. İşte şimdi günümüzde ABD’nin süper güç hegemonyasının da sonunun geldiğini görür gibiyiz bakın ne AB nede Türkiye ABD nin her dediğini kayıtsız şartsız yapmıyor. Hatta ABD nin yıllar yıllar önce kurduğu dünya düzeni içinde birbiri ile müttefik olan ülkeler arasında bugün diplomatik yarın belki de çok daha değişik krizler yaşanıyor yaşanacak. Tüm bu yazdıklarımız bağlamında İngiltere’nin AB’den çıkma çıkma hamlesini görmezden tabiki gelemeyiz. AB için bu bir başlangıç mı olacak? Özellikle son bir kaç yıldır yüksek sesle dillendirilmeye başlayan AB nin ömrünün 5 – 10 yılla sınırlandırıldığı senaryoların gerçekliği var mı? Her halükarda diyebiliriz ki özellikle AB nin eski gücüne kavuşması çok çok zor bir ihtimal. Sistemsel anlamda yılların alışkanlıkları ile yaşamış bir toplum geldiğimiz noktada özellikle göçmenlerin ülkelerine girmesiyle şu an psikolojik olarak etkilenmişe benziyorlar. Unutmayalım Avrupa ya ulaşabilen göçmen sayısı özellikle Türkiye’nin göçmenleri kendi içinde barındırması sayesinde çok azdır. Peki Türkiye göçmen politikasını değiştirir ve göçmenlerin Avrupa’ya girmelerine izin verirse? Avrupa toplumu bu kez psikolojik olduğu kadar ekonomik anlamda da etkilenecektir. Ancak ben Avrupa’nın asıl yıkıcı etkiyi Afrika kıtasından alacağını düşünüyorum.

İlginizi çekebilir  Rusya'dan Sultanahmet açıklaması

Özellikle Fransa ve İngiltere gibi yıllarca bu kıta üzerinden kendi iç refahlarını tesis etmiş ülkeler bu coğrafyaların da birbiriyle daha çok etkileşen dünyadan nasiplerini alarak  artık sömürülen değil en azından kendi menfaatlerini daha çok gözeten toplumlar olmaya başlamaları Avrupa’yı etkileyecek diğer önemli etkenlerden olacaktır. Dünyada yaşanacak olası bir doğu batı ayrışmasından en zararlı çıkacak olan ülkelerin Avrupa ülkeleri olduğunu düşünüyorum. Doğu batı ayrışmasından ABD, kendisini doğu ülkeleri ile sürekli dirsek teması kurarak yeni ittifaklara giderek kurtaracaktır.

Bir cevap yazın